Başlığı bir kenara bırakırsak aslında bir diğer tesadüf ile söze başlayayım isterim. En son yazımı Ağustos 21'de yazmışım daha yeni dikkatimi çekti. Bugün de Ekim 21!
Tesadüf diyorum; lakin belki inanmazsınız, neyse bu da size kalmış. Gel gelelim ince tellerden çıkan pavarotti sesine. Operasyon günüm bir gün daha ertelendi, sanırım bu hafta içi ikinciyi de olacağım.
Tabi devlet hastanemizde boş yatak bulabilirsek. Tamam, daha önceki yazılarımda belirtmiştim 'ben bu lezyonları da, kistleri de seviyorum, alıştım onlara' diye. Ama artık ayrılık vakti de geldi hani. Yasaklardan başımı alamaz oldum. Bir son vermeli artık, yeni bir pencere yapmalı dört köşeli, dışarıya hafiften yağmur izlercesine bakılmalı, yeniden hayata dönmeli kısaca...
Özlemler giderilmeli, bir daha olmasın demeli ve ümit etmeli yani. Her yeni günün getireceği olumsuzluklara karşı biraz daha iyimser bakılmalı; boşuna yaşanmamış olmalı bunca zamazingo.
Elbet sevineceğiz demeli, koşmak da beleş olmalı, hayati risk uzak durmalı bizden. Ortaköy sahile inmeli, güzel bir kumru mideye indirilmeli, esen serin havada çayımızı yudumlamalı ve ardından gene başlamalı kafayı çekmeye. O günler de gelmeli artık, bir son demeli tüm bu olanlara, merhaba demeli yeni günün sabahında. Merhaba.!
Müzik çalarda aralıksız sevdiğimiz şarkı çalmalı, her bitişte yeniden başlamalı, eşlik etmeliyiz ona.
Sonra gözleri kapamalı ve gene hayallere dalmalı, olmayacak da olsa biraz daha yutkunmalı her nefeste, ardından bir son demeli. Yeniden hayata dönmeli ve gerçeklerle yüzleşmeli. Gençliğin değerini bilmeli yani. Sorumsuzca, serserice de olsa dağıtmalı!