Thanks for visiting

Perşembe, Mart 05, 2009

Piyango

Yağmurlu bir gün, Mecidiyeköy karakol istikametine doğru karşı yoldan, simit sarayları ve bankaların sıralandığı caddede yürüyorum, üç beş saniye sonra ışıklardayım yani. Enteresan, müzikçalarım yanımda değil, etrafa aylak aylak bakınıyorum o vakit, yürürken bile boşluk hissediyorum kendimde. Ardından gözüm Milli Piyangocu gence çarpıyor; esmer, kısa saçlı, kafasında milli piyango logolu şapkası, üzerinde yağmurluk, iki elini birbiriyle avuşturarak söylüyor önümden yürüyen iki kıza ve arkalarından da güzel bir tebessüm atıyor, yok yok, sırıtıyor sırıtıyor:
''Evet bayanlar size de çıkabilir, ikinize birden''

Birden gülme alıyor beni, o an ilk defa müzikçalarımı yanıma almadığım için üzülmüyor ve sıkılmıyorum, iyi ki diyorum. İyi ki almamışım da bu cümleyi duymuşum. Kentin caddelerinde yürürken aslında bir çok böyle enstantaneye istemeden de olsa, yürürken veyahut beklerken kulak kabartabilir, belki de o gün için eriyen gülme stoğunuzu doldurabilirsiniz. Ben hala gülüyorum, hatta ne zaman bir milli piyangocu görsem, gözlerine bakarak tebessüm bile ediyorum.

Bu olayı yaşayalı bayağı oluyor, yazmamın sebebi ise sadece unutkanlığımdan. Saçma.

Kafanıza sıçan kuşu bile bir alamet olarak algılıyorsanız, kırdığınız bardağı keza, önünden geçtiğiniz kara kediyi hatta, evin kapısından çıkarken sol ayakla mı çıktım diye de düşünüyor, aldığınız sakızdan çıkan fala da inanıyorsanız, gaipten de olsa onun sizi duyacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü; saçma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder